YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRK GENÇLİĞİ

26 Mart 2018 12:52 Prof. Dr.Temel ÇALIK
Okunma
1406
YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRK GENÇLİĞİ

YENİ DÜNYA DÜZENİ VE TÜRK GENÇLİĞİ

 

 

Prof. Dr.Temel ÇALIK

Dr. Emre ER

 

Giriş

İçinde yaşadığımız ve küresel değerlerin ön plana çıktığı dönemi, “bilgi toplumu veya bilgi çağı” olarak adlandırmak mümkündür. Bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişmeler, günümüz toplum yapılarının değişmesi ve yeniden şekillenmesi gibi bir sonucu beraberinde getirmektedir. Bilgi toplumu, bilginin temel güç ve başlıca sermaye kaynağı olarak görüldüğü toplumdur. Bu toplumlarda bilgi, amaçlara ulaşmak için bir araç niteliğindedir. Yine bilgi, toplumsal yaşantının her aşamasını aydınlatan,yönlendiren ve yöneten temel güçtür. Bu toplumların en önemli göstergeleri arasında, insanın varlığını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için öğrenmeye ihtiyaç duyulması gösterilmektedir. Bilgiye dayalı olarak kurgulanan bir yapıda insanlar, bilgiyi anlayacak, yorumlayacak, kullanacak, yenilerini ortaya koyacak ve aynı zamanda problem çözme yeteneği kazanacaktır.

Toplumun tüm üyelerinin ve özellikle gençlerin kendilerini geleceğe hazırlamaları ve bilgi toplumunun aktif bir parçası olmaları ancak iyi bir eğitimle mümkün olacaktır. Günümüzde eğitimden resmen sorumlu kuruluşlar olarak okullar görülmektedir. Okullar gençleri geleceğe hazırlamakla sorumlu olmakla birlikte tek başına bu görevi yerine getirebilmeleri oldukça zordur. Okul yanında aile ve toplumun da gençlerin eğitimi konusunda önemli sorumlulukları olduğu bir gerçektir. Buna bağlı olarak gençlerin bizzat kendileri de sorumluluğun önemli bir kısmını üstlenmek durumundadırlar.Bu nedenle okumak, araştırmak, düşünmek ve çeşitli problemlere çözüm yolları bulabilmek gençliğin asli görevleri arasındadır.

Gençlik, toplumsal yapıda meydana gelen gelişmelerden bağımsız olarak değerlendirilemez. Zamanın ruhu olarak tanımlanan ve her dönemin sosyal ve kültürel özelliklerinden etkilenen bir gençlik tasavvurundan bahsetmek mümkündür. Bu bağlamda gençliğin düşünce faaliyetlerive gençlik hareketleri bütün dünyada sosyal ve siyasal gelişmelerin şekillenmesinde de önemli rol oynamıştır. Bugün ve gelecekte Türk toplumunun ve özellikle gençliğin karşı karşıya olduğu ve olacağı, bu nedenle anlaması,çözmesi ve çözüm üretmesi gereken konu başlıklarından bazıları: Küreselleşme,Avrupa Birliği ve bölgesel sorunlar, yabancılaşma ve dil sorunu olarak sıralanabilir.

 

Küreselleşme

Küreselleşme, son yıllarda ekonomiden siyasete, sosyal politikadan kültüre kadar; hemen her alandaki değişimi ifade etmek için kullanılan bir kavram hâline gelmiştir. Buna ilave olarak kültürel açıdan dünya toplumlarının birbirine benzeme sürecini, başka bir ifadeyle ortak bir kültür ortaya çıkarmanın amaçlandığı da söylenmektedir. Bununla birlikte küreselleşme, toplumların, toplulukların ve kimliklerin tanımlanması ve farklılıkların ifade edilmesi için de kullanılmaktadır. Bu durumda, insanların maddi ve manevi kültürel unsurlarını belli bir coğrafya sınırları içinde koruyarak yaşayamayacağı, benliğini güçlendirmek ve uluslararası arenada temsil etmek zorunda kalacağı açıkça ortaya çıkmaktadır. Bunun için öncelikli olarak gençliğe görevler düşmektedir.

Doğru bir şekilde tepki verilmezse ve süreç yönetilmezse küreselleşme, millî devletler üzerinde çok ağır ve olumsuz etkiler yapmaktadır. Bu olumsuz etkilerin önlenmesi için Türkiye,küreselleşmenin ekonomik, kültürel ve politik meydan okumalarına cevap verebilecek millî çözümler üretmek zorundadır. Bir devletin böyle devasa bir etkiye karşı koyması sadece yeni yapılar oluşturmak veya çeşitli düzenlemeler yapmak ile mümkün değildir. Küreselleşme sürecinde varlığımızı güçlendirerek sürdürebilmemiz için Türk gençliğinin küreselleşen dünyada diğer akranlarıyla rekabet edebilir duruma gelebilmeleri gereklidir. Türk genci küreselleşmeyi doğru anlamalı ve küreselleşmenin çeşitli etkilerinin farkında olarak bu süreçte üzerine düşen rolü eksiksiz bir şekilde yerine getirmelidir.

Türk toplumunun, zaman zaman umutsuzluk ve hayal kırıklığı içinde olduğu ifade edilmektedir. Bazen de bir toplumsal kutuplaşma ve ayrışmadan söz edilmektedir. Bunun nedenlerinden biri, toplumu ortak bir hedefe yöneltecek ve heyecan verecek bir amacın, diğer bir ifadeyle“ülkü”nün unutulmasıdır. Bu bağlamda, Atatürk gençlerin görevini net birşekilde ifade etmiştir: “Yükselen yeni nesil, istikbal sizsiniz, Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak olan sizsiniz.” buna bağlı olarak yine: “Gençler cesaretimi takviye ve idame eden sizlersiniz. Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.” Atatürk’ün gençliğe verdiği görevlerin yerine getirilebilmesi, toplumun gençliğe gereken değeri vermesiyle ve gençliğin de sorumluluğunun bilincinde olmasıyla gerçekleştirilebilir.

 

AvrupaBirliği ve Bölgesel Sorunlar

Türkiye coğrafi konumundan dolayı tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de çok çeşitli bölgesel gelişmelerden etkilenmektedir. Bir yandan Avrupa Birliği’ne girme süreci diğer yandan Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Doğu ülkeleri ile olan ilişkilerin düzenlenmesi ve sürdürülmesi bu bölgesel gelişmeleri açıkça ortaya koymaktadır. Gerek Avrupa Birliği’ne giriş sürecinde gerekse komşu ülkelerle ilişkilerimizi Türk milletinin menfaatlerine uygun şekilde sürdürebilmemiz uluslararası alanda güçlü olmamıza bağlıdır. Bu gücün en önemli göstergesi bilimsel ve teknolojik olarak ilerlemek ve diğer ülkelerden bilgi ve teknoloji ithal etmemektir. Bu nedenle gençlerin;yaratıcı, sorgulayıcı, düşünen ve üretebilen bireyler olarak yetiştirtilmesi gerekir.

Türk gençliğinin tüm bunları gerçekleştirirken sahip olduğu kuvvet özünde saklıdır. Gençlik öncelikli olarak kendi benliğini ve kültürünü korumalı ve geliştirmelidir. Medeniyet inşa etme iddiasında bulunan milletler gençlerin eğitimi ve gelişimine gereken önemi vermiştir. Bunun açık bir örneğini Avrupa ülkelerinde görmek mümkündür. Adındanda anlaşılacağı gibi, Avrupa’nın kendisi tam bir birlik olma yolundadır. Ancak dikkati çeken nokta, kendisi bir bütün olmak gayretinde olan Avrupa’nın ülkemizde etnisiteyi ve ayrılıkçılığı teşvik eder ve destekler nitelikte faaliyetler içinde olmasıdır.  Önceleri,mozaik kavramını Türk milleti için uygun gören Avrupa daha da ileri giderek günümüzde Türk kimliğinin tartışmaya açılması yönünde çaba göstermektedir.

 

Yabancılaşma Sorunu

Yabancılaşma sorunu, farklı boyutlarıyla ele alınmış olup insanların maddi ve manevi olarak kendilerine ve içinde yaşadıkları topluma ilgilerini kaybetmesi olarak ifade edilmektedir.Küreselleşme, Avrupa Birliği ve bölgesel sorunların yanında Türk toplumunun ve gençliğin karşı karşıya olduğu daha başka sorunlar da bulunmaktadır.

Yabancılaşma bu sorunların en önemlilerinden biridir. Yabancılaşmadan en çok etkilenen kesimlerin başında gençlik gelmektedir. Yabancılaşma, bireyin üyesi olduğu toplumdan uzaklaşması,toplumunu ve kültürel değerlerini benimsememesidir. Gençliğin yabancılaşmasının nedenleri arasında şunlar sıralanabilir: (1) Toplumsal değişmelerin, gençliğin uyum sağlama kapasitesinin üstesinden gelemeyeceği kadar hızlı olması, (2) Toplumsal belirsizlik ortamı, (3) Yetişkinlerin, gençlere gerekli ilgi ve özeni göstermemesi. Gençlerin yabancılaşma olgusundan etkilenmesinin engellenmesi için öncelikli olarak millî kültürünü tanıması, farkında olması ve kavraması gereklidir. Gençlerin millî kültürü koruması onu aynen alıp olduğu gibi sürdürmesi değil, zamanın ruhuna uygun olarak da geliştirmesidir.

Toplumun eğitiminden resmen sorumlu olan kurum okuldur. Okulun yanında çocukların ve gençlerin eğitiminden aile ve diğer toplumsal kurumlar da sorumludur. Aile ve diğer toplumsal kurumların, gençlerin topluma uyumunun sağlanması ve millî değerlerin benimsenmesi konusunda yükümlülükleri vardır. Söz konusu yükümlülüklerini yerine getirdiklerinde,okullar aracılığıyla gençlere kazandırılan bilgi, beceri ve davranışlar pekiştirilecek,bu yolla gençlik kendisi ile barışacak ve içinde yaşadığı topluma daha fazla katkı sağlayacaktır.

 

Dil Sorunu

Dil, kültürün devamlılığı ve geliştirilmesi açısından önemli unsurlardan biridir. Ancak Türkçenin bugünkü durumuna bakıldığında gelinen noktanın iç açıcı olmadığı söylenebilir. Bilim adamlarından sokaktaki vatandaşa kadar herkesin konuşmalarında yabancı kökenli kelimelerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Türk kimliği ve Türk kültürü, ancak diliyle yaşar. Dilimize sahip çıkmalı, onu kullanmaktan övünç duymalıyız. Türk geçliği, bu duyarlılıkları gösterecek öz ve kabiliyete sahiptir.

Herhangi bir şeyi başarmanın tek yolu çalışmak ve çaba göstermektir. Çalışmadan, çaba göstermeden hiçbir şeyin başarıldığı görülmemiştir. Cumhuriyet’imizin temellerinin atıldığı 19 Mayıs1919’dan beri, ortak hedefimiz olan gelişme ve değişme sürecinde Türk gençliğine çok büyük görevler düşmektedir. Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi, Türk gençliğinin bu görevleri yerine getirebilmesi;sorumluluğunun bilincinde olması, çalışması ve kendisinden beklenilenleri yerine getirmesiyle mümkün olacaktır.

Günümüzde dünyada birçok alanda değişmeler olmaktadır ve bu değişimler tüm toplumları etkilediği gibi Türk toplumunu da etkilemektedir. Söz konusu değişmelere kapılarımızı kapatmak gibibir durumun mümkün olmadığı bu olağanüstü değişim çağında var olmak ve varlığını geliştirerek sürdürmek isteyen Türk milleti kendi değerlerini kaybetmeden yaratıcı çözümler üretmek zorundadırlar. Bu anlamda gençlerin karşı karşıya olduğu zor veya çelişkili durumlar olarak ifade edilebilecek bazı konuların olduğu söylenebilir. Türk gençliği bu olayları doğru bir şekilde anlayabilmeli,kavrayabilmeli, analiz etmeli ve doğru tepkiyi verebilmelidir. Bu ancak kendidilini iyi bilmesi ve kullanması ile söz konusu olabilir.


Atatürk ve Türk Gençliği

Atatürk, Türk gençliğini, toplumun encanlı unsuru olarak görmüş ve milli birlik ve bütünlüğün sürdürülmesinde gençlerin önemli olduğunu vurgulamıştır. Çünkü gençlik Türk milletinin geçmişten geleceğe doğru akıp giden hayat seyirlerini uzun zaman ve büyük bir canlılıkla şekillendirecek olan bir milli güçtür. Türk gençliğine Türkiye Cumhuriyetinin korunması ve sürdürülmesi gibi zor ama kutsal bir görev verilmiştir.Günümüzdeki bazı gelişmelere bakarak gençliğin karamsarlığa kapılmadan ama tedbirli olarak görevini yerine getirmesi gereklidir. Atatürk bu konuda gençlere çok güvenmiş ve bu güvenini aşağıdaki sözlerle dile getirmiştir:

“Sizin gibi gençlere malik bulundukça, bu vatan ve milletin, şimdiye kadar elde etmeyi başardığı zaferlerin üstüne çok daha büyük zaferler elde edeceğinden şüphe etmiyorum”   

O halde Türk gençliği ümitsizliğe kapılmadan, üzerine düşeni en nitelikli şekilde yapmalıdır. Bu anlamda gençlik,milletinin tarihi tecrübelerini değerlendirerek, sorumluluklarını kavrayıp bunları yerine getirecektir. Gençliğin ülküsü ve görevi, Türkiye Cumhuriyetinin varlığını geliştirerek, güçlendirerek sürdürmesini sağlamaktır. Atatürk, Türk gençliğine bunu yapabileceği konusunda sonsuz güven duymaktadır. Gençler de kendine güvenmeli ve üzerine düşeni yapmaktan kaçınmamalıdır. Atatürk bir sözünde:

“Gençler cesaretimi takviye ve idame eden sizlersiniz… Biz her şeyi gençliğe bırakacağız... Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.” demiştir.

 Türk gençliği İstiklal Savaşında dünyanın süper güçlerinin saldırısına boyun eğmemiştir. Türk milleti ve gençliği sahip olduğu potansiyelin farkında olmalıdır. Gençlik, yıkılmış ve harap edilmiş vatan topraklarında yeniden dirilmiş ve kısa zamanda büyük ilerlemeler kaydedilmiştir.

Sonuç

Gençlerin vatanını milletini sevmesi,milli ve manevi değerlerini korumak ve yüceltmek için çalışması, ülkesinin kalkınması ve gelişmesi için gerekli çabayı göstermesi, bu nedenlerle de kendisini çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatması; gençlik için en öncelikli konulardır. Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de çok çeşitli uluslararası ve bölgesel gelişmelerden etkilenmektedir. Dünyanın diğer bölgeleri yanında; Orta doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Orta Asya, Avrupa gibi bölgelerdeki tüm gelişmeler Türkiye’yi doğrudan etkilemektedir. Türk genci özellikle bu gelişmeleri iyi gözlemlemeli, anlamalı ve kendi istikbalimiz açısından da ele alıp ona göre davranmalıdır. Konuya ilişkin olarak Atatürk’ün bir sözü çok önemlidir:

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğretimin sınırları ne olursa olsun, en evvel ve en esaslı olarak Türkiye'nin istiklâline, kendi benliğine, millî geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir.”

Eğer bu sözün gereği yerine getirilmezse ülkemizin çeşitli sorunlarla karşılaşması kuvvetle muhtemeldir. Günümüz Türkiye’sinde zaman zaman beka sorunu gündeme gelmektedir. Türk milletinin ve devletinin uzun dönemli bekası için gençlere değer verilmeli ve onların yetiştirilmesi konusunda hiçbir fedakârlıktan kaçınılmamalıdır. Eğitim kurumları, milli birlik ve beraberliğimizi koruma konusunda gençleri gerekli bilgilerle donatmalıdır. İyi yetişmiş, bilgilendirilmiş ve bilinçlendirilmiş bir gençliğe sahip olan milletler ebediyen payidar kalacaktır. Türk milletinin bütün fertlerinin bu bilgiyi taşıması ve bu bilinçte olması önemlidir.

Kaynaklar

Atatürk, M. K. (2017). Nutuk. İstanbul:Alfa Yayınları.

Avcıoğlu, D. (2016). Türkiye'nin düzeni:(dün-bugün-yarın). İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları.

Bauman, Z. (1999). Küreselleşme:Toplumsal Sonuçları. (Çev. A. Yılmaz): İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

Berkes, N. (2002). Türkiye'de çağdaşlaşma. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Drucker, P. F. (1996). Yeni Gerçekler.(Çeviren: B. Karanakçı). Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.

Garner, L. H. (2002). Education for theTwenty-first Century: Leadership for Globalization. Iowa: Second Korea-U.S.Forum.

Güler, A. ve Akgül, S. (2008).Atatürk’ün düşünce dünyası. Ankara: Berikan Yayınları.

İnalcık, H. ve Seyitdanlıoğlu, M.(2006). Tanzimat:Değişim sürecinde Osmanlı İmparatorluğu, Ankara: Phoenix Yayınları.

Loo, H. V. ve Reijen, W. V. (2006).Modernleşmenin paradoksları. İstanbul: İmge Yayınları.

Ortaylı, İ. (2010). Türkiye'nin yakıntarihi. İstanbul: Timaş Yayınları.

Şaylan, G. (2006). Postmodernizm.İstanbul: İmge Yayınları.

Türkiye ve Siyaset. (2001).Milliyetçilik ve Küreselleşme Özel Sayısı. Kasım-Aralık.