TARİHÎ SÜREÇTE TÜRKİYE’NİN AFRİKA POLİTİKALARI

07 Temmuz 2022 15:00 Doç.Dr.İsmet TÜRKMEN
Okunma
146
TARİHÎ SÜREÇTE TÜRKİYENİN AFRİKA POLİTİKALARI

TARİHÎ SÜREÇTE TÜRKİYE’NİN AFRİKA POLİTİKALARI

Prof.Dr. İsmet Türkmen

TokatGaziosmanpaşa Üniversitesi-Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü(iturkmentug@gmail.com)

 

Giriş

Dışpolitika veya dış siyaset geniş anlamıyla, uluslararası ilişkilerde birdevletin başka bir devlet veya uluslararası alana yönelik takip ettiği siyaseteverilen isimdir. Özellikle dış politika kavramı İkinci Dünya Savaşı Dönemi’ndebaşlamak üzere küresel etkenlerin de devreye girmesi ile birlikte ülkeningüvenliğinin, iktisadi refahının korunması ve geliştirmesi gibi olguları içinealmıştır.[1] Buanlam genişlemesinde kavram, iktisadi refah ve onunla ilişkili olarak iş dünyasının çıkarları başlıbaşına bir saha oluştururken, dış siyasetin önemli bir parçası olan millî güvenlikartık salt askerî anlamda kullanılmamakla birlikte; millî menfaatler, siyasi istikrar,çevre, insan sağlığı, antiterörizm, insan kaçakçılığı, kadın, ve uyuşturucuticaretini önlemek gibi konuları da kapsamı içine almaktadır.[2]Dünya ölçeğinde küreselleşmenin giderek tesirini arttırmasıyla bağlantılıolarak millî çıkarlar çok daha geniş bir etki sahasına yayılmıştır.[3]Bu yeni yaklaşımların başat belirleyicisi, 1980’li yılların başlarında tümdünya ölçeğinde yer bulan ve birçok literatürde kendine saha yaratan küreselleşme olgusu olmuştur.[4]Bu olgu yaygın bir kanaate göre de beraberinde; insan hakları, liberalleşme veevrenselleşme kavramlarını getirmiştir. Bu yıllar özelinde uluslararası kurumlar aracılığıyla uygulanmaya başlanmış olan küreselhareket, pek çok ülkede hayata geçirilebilmiştir. Bu esaslar dâhilinde tarihin her döneminde isedış politika argümanlarının ağırlık merkezinde yer alan ve onu tayin edenfaktörlerin başında coğrafya ve demografi gelmektedir.

Bu faktörleri takiben döneminşartları, dış politikada hareket serbestisi, lider profili, tehdit algılamaları,ittifaklar, esaslı istihbarat ve devletin yapısı dış politikayı etkileyenönemli unsurlar arasında olduğu da kabul edilmektedir. Bu esasların yanındaTürk dış politikasının yönelimini ve verimliliğini belirleyen önde gelen unsurlar arasında kabul gören bürokrasi ve bürokratikkurumlardır. Bu esaslar dış siyasetintayinini bir yönden etkilerken diğertaraftan politik uygulamaları da belirlemektedir. Dolayısıyla bürokrasi mekanizmasının iktidarın da paydaşı olduğusöylenebilir. Buna rağmen bürokrasidekigenişleme eğilimleri, iç ve dış siyasi kararların alınmaları sürecinde veuygulama aşamalarında bazı sorunlara sebebiyet verebilir. Türk siyasi hayatı tecrübesinde siyasi partilerin iç ve dış siyasikarar alma süreçlerinde eleştirilerin anlamlandırılması ancak bu süreç sonundabir mana kazanabilmektedir.[5] Türk dış politikası özelinde siyasigelişmeleri anlamlandırmak için devlet erklerinin siyasi yönelimlerinin vekabullerinin ötesine de gitmek gerekmektedir. Bir başka ifade ile devletyetkililerinin gerçekleştirmeyi planladıkları hedeflerin ve stratejilerininbilinmesinin de fazlası gerekebilir. Türk dış politikasını merkeze alan uzmanlarının üzerindeanlaştığı bir konu da Orta Doğu ve Afrika merkezlerinde “Soğuk Savaş” dönemive sonrası Türk dış siyasetinin daha aktif ve çok boyutlu bir yönelim arzettiği şeklindedir. Bu gerçekliğin esasında dış siyaset zorunluluğu olduğukadar, iç politik gelişmelerin dönüşümü ile birlikte ele alınması gerektiğiortadadır.[6]

Türk Dış Politikasında Afrika

Türkiye’nindış politikasında Afrika ülkelerinin yeri ve konumlandırılması son dönemdebirçok araştırmaya konu edilmektedir. Bu iki stratejik sahanın  kültürel ve tarihsel ortaklıkları eskiyedayanmakla birlikte, siyasal ilişkilerin oldukça ötesine de geçmektedir. Esasındabu tarihsel ve kültürel birliktelik temelde iki unsurdan kaynaklanmaktadır:Bunun ilki Türk- İslâm yönetimleriyle başlayan ortak tarihsel yaşanmışlıktır. Budoğrultuda İslâm inancı gerek Afrika halklarının gerekse Türklerin ortakkültürel ve dinsel değeridir. Bu dinsel yakınlık ve kültürel birliktelikanlaşılacağı üzere siyasal yapıların olduça ötesinde bir değerler birlikteliği desağlamaktadır. Bu tarihsel yakınlığın temellerine inildiğinde 7’nci yüzyıldaAraplarla birlikte Afrika’da yayılmaya başlayan İslam dini, yerli kültürleridönüştürmekle birlikte bu yerli kültürlerin etkisiyle zenginleşmiştir. Bunun daötesinde yaşanılan bu gelişme Türklerin Afrika’ya girişlerinde de önemli birrol oynamıştır. Tarihi kayıtlara göre 9’uncu yüzyıldan itibaren İslamiyet’ikabul eden Türkler, Arapların hizmetinde Afrika’ya ulaşmışlar ve kısa bir süresonra da yönetici olarak kendi hanedanlıklarını kurmuşlardır. Bu noktadanhareketle, 9’uncu yüzyıldan itibaren Afrika kıtasının tarihinde Türklerigörmeye başlamış olduğumuz gerçeği ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan Türklerin tarihindeAfrika’nın yer alması da bu yüzyıla işaret etmiştir. Bu ortak tarih, YavuzSultan Selim’in 1517’de Mısır’a ulaşması ile birlikte daha da köklenmiş vederinlik kazanmıştır. Osmanlı Devleti’nin Mısır, Sudan ve Trablusgarp üzerindeki hâkimiyeti, YavuzSultan Selim’in 1516-1518 yıllarında gerçekleş­tirdiği Mısır Seferi ilebaşlamıştır. 1517 tarihli Ridaniye Zaferi sonrasında Kahire’nin ele geçirilmesiile başlayan Afrika toprak­la­rındaki fetih hareketi Doğu Sudan(Nubya eyaleti), Bingazi eyaleti (Doğu Libya) ile devam etmişti. Yavuz SultanSelim’den sonra çok kısa süre içinde Eritre, Somali, Kenya, Taganika ve Mozambik kıyılarında da Türk hâkimiyeti başlamış,Cezayir’in alınması ile Afrika’nın büyükbir kısmı Osmanlı hâkimiyetine girmiştir.[7]1517’den itibaren Mısır’ın beylerbeyliği hâline gelmesiyle bugünkü Mısır’danbaşka Doğu Sudan ve Bingazi de bu beylerbeyliğine bağlanmıştı. TrablusgarpBeylerbeyliği ise bugünkü Libya ve Tunus’un Orta Afrika’nın önemli bir bölümünükapsıyordu. Osmanlı Devleti’nin zamanla Kuzey Afrika’da egemenlik kurmasıgerçeği, devleti İspanya ve Portekiz gibi kıtada görülmeye başlayan emperyal güçlerlede mücadele noktasına taşımıştır.

Bumücadelenin son evresini ise 20’nci yüzyılın başında kıtadaki son toprağı Trablusgarp’dan(Libya) çıkarken İtalya’ya karşı verdiği mücadele ile yaşamıştır. 20 Eylül 1870tarihinde birliğini sağlayan İtalyanların, Osmanlı Devleti'nin hâkimiyetindekiKuzey Afrika topraklarına yönelmesi bir dizi çatışmayı daberaberinde getirmiştir. 20’nci yüzyıl başlarında sömürgecilik yarışına geçkatılan İtalya, 1911- 1912 Trablusgarp Savaşısonucunda Osmanlı Devleti’nden Trablusgarp’ı almıştı. Birinci Dünya Savaşı’nda herhangi bir cephede doğrudanbir çatışma olmamasına rağmen Türk-İtalyan ilişkileri gerginliğini muhafazaetmiştir. Neticede; Trablusgarp konferans öncesinde Uşi Antlaşması ile İtalya’ya bırakılmıştı. Antlaşma gereğiOsmanlı Devleti’nin Trablusgarp üzerindeki sembolik “Sultan Naibi” bulundurma hakkı ise Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla birlikte İtalyatarafından ortadan kaldırılmıştır. Ayrıca Mısır, Osmanlı hâkimiyetinden öncebeylerbeyliği daha sonra valilik ve hidivlikle idare edildi. Ancak 1881 yılındaİngiltere, Mısır’ı işgal ederek 1914 yılına kadar bölgede fiilî hâkimiyetinitesis etmişti. Diğer taraftan Afrika tarihinde Osmanlı yönetimi önemli bir yertuttuğu gibi Osmanlı tarihinde de Afrika kıtası kritik dönemlerde öne çıkmıştır.Kabul edileceği üzere farklı yorumlar yapılsa da kültürler arasında ortak birtarih söz konusudur. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşına girmesi üzerine de 5 Kasım1914 tarihinde Mısır’ı ilhak ettiğini açıkladı.

MillîMücadele sonrasında ise İngiltere, 1922 yılında yani Lozan Konferansı öncesindeMısır’ın bağımsızlığını tanımak zorunda kalmıştır. Osmanlı Devleti’ninkonferans öncesinde Kuzey Afrika’daki topraklarının hâkimiyethaklarından vazgeçmeyi kabul etmesi sebebiyle Lozan’da konu tartışılmamıştır.Lozan Barış Antlaşması’nın 17’nci maddesiyle Türkiye, Mısır ve Sudan üzerindeki haklarından 5 Kasım 1914 tarihindenitibaren vazgeçmiştir. Trablusgarp üzerindeki haklarından ise antlaşmanın 22’ncimaddesiyle tamamen vazgeçmiştir. Osmanlı mirasının bir parçası olan Afrikacoğrafyası bu süreçte sömürüye de açık bir hâle gelmiştir. Örneğin İngiltereİtalya’ya yaklaşma siyasetinin bir sonucu olarak 1924 yılında Kenya sömürgesinin bir kısmını İtalyan Somalisi’nebırakmış ve Afrika sömürgelerinin paylaşılmasına yönelik bir deantlaşma imzalamıştır. Yaşanan bu gelişmeler tarihte uzun bir süre OsmanlıDevleti’nin egemenlik alanında yer alan topraklarla tüm bağlarını koparmıştır.Bu bir yandan devlet zihniyetinin terk edildiğinin göstergesidir.

İşaretedilen kültürel ve tarihsel ortaklıklar, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ninkurulmasıyla birlikte dönemin şartları gereği çok fazka ilerletilememiştir.Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir çağın gereği olmak üzere millî bir devletolarak tarih sahnesine çıktığı andan itibaren dış politikasını “Misâkımilli” çerçevesinde belirlemehassasiyeti taşımıştır. Diğer yandan da 200 yıldan beri Batı’ya yüzünü çevirmişolan bir toplumun yeni devleti olarak kalkınma ve Batılılaşma hedefininönceliğine işaret ediyordu. Fakat dış politikada ortaya çıkan hassasiyet İslâmortak paydası çerçevesinde tarihsel bağları bulunan doğu toplumlarıyla asgariilişkiler kurmaktı. Bu asgari ilişkileri zorunlu kılan ise ortak coğrafyada yeralma durumuydu. 

İkidünya savaşı arası felaket yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin, laik ve Batılıbir devlet olma yolundaki çabaları emparyalist devletlerin güç mücadelesiningölgesinde yaşanmıştır. Örneğin İkinci Dünya Savaşı’nın hemen arefesinde İtalya’da faşist bir dikta rejimi kurmuşolan Mussolini’nin 19 Mart 1934’teki konuşmasında İtalya’nın geleceğinin Avrupa’da değil,Asya ve Afrika’da olduğunu söylemesi;İtalya'nın Orta ve Yakın Doğu’da yayılma emellerini ortaya çıkarmış ve bu durumTürkiye’yi rahatsız etmiştir.[8] Yine İtalya’nın3 Ekim 1935'te Habeşistan’a (Etopya) saldırması, Türkiye’ninİngiltere ile sıkı bir iş birliği yapmasına ve Milletler Cemiyetinin duruma müdahale etmesineneden olmuştur. Mussolini’nin,1934 yılı başında yaptığı bu açıklamada, Asya ve Afrika’da genişleme siyasetini açığa vurmuş olmasıtehlikenin büyüklüğünü ortaya koymaktaydı.[9]İtalyanların sürekli olarak Akdeniz için yineledik­leri Mare Nostrum (Bizim Deniz) gürültüleri, açıklama ve giri­şimleriTürkiye’yi fazlasıyla kaygılandıran diğer gelişmelerdendi.[10]1937 yılında Almanya, İngiltere’nin dünyada geniş birnüfuza sahip olduğunu ve İtalya’nın da bütün gayretiyleBalkanlar’da ve Afrika’da birer nüfuz bölgesi yaratmayaçalıştığını, bu nedenle kendisinin de bu devletler gibi nüfuz mıntıkaları tayinetmeye çalışması gerektiğini düşünerek; Türkiye- Mısır ve İran gibi iki mühim sahayı ele alarak, bubölgelerde Alman kültür propagandası için bir sistem projesi vücuda getirmekyerine, mahalli hususiyetleri göz önünde bulundurarak bir çalışma yapmasıyönünde girişimde bulunmuştur.[11]

TürkiyeCumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra İkinci Dünya Savaşı yılları da dâhil olmaküzere uygulanan dış politikanın ortak noktası Batı ile ilişkilerin önceliklibir konumda olmasıdır. Oral Sander bu hususu şu ifadeleri ile deözetlemektedir: “Batı bağlaşmasına sıkısıkıya bağlılık olarak beliren (Türk Dış Politikası’ndaki) temel yönelim,güvenlik ve toprak bütünlüğüne yönelik bir tehdidi karşılama gibi sınırlı vegeçici bir olay değil, şaşılacak kadar sürekli bir politika tercihidir.”[12]

Buyönelimin arkasındaki diğer bir âmil ise savaşın “Demokrasi Cephesi”nin zaferi ile sonuçlanması, bütün dünyada tekpartili yönetimlerin gözden düşmesine ve demokratik olmayan ülkelere karşıolumsuz bir görüşün yayılmasına yol açması gerçeği idi.[13]Bu nedenle, Türkiye’de savaşın bittiği 1945 yılı ile iktidarın el değiştirdiği1950 yılı arasındaki gelişmelere “demokrasiyegeçiş/dönüş” olarak bakılmaktadır.[14]Bu aşamada dikkat çekmekte olan diğer bir nokta ise, Batılı devletlerin Türkiye’nin tam üye olarak kabul edilmesi için ülkedesistemin demokratikleştirilmesi gerektiğine dair bazı telkinler yapıyorolmasıdır.[15]Kanaatimizce, bunun arkasında yatmakta olan sebep daha çok CHP hükûmetinin dünyasavaşı sırasında izlemiş olduğu ve Batılı devletlerce tepki çekmekte olan dışpolitikasıdır.  Savaşın hemensonrasında 1945’te Birleşmiş Milletler’e (BM) üye olan Türkiye, demokratik prensiplereuygun, daha hür bir rejime geçmeyi taahhüt etmiş ve Batıya, özellikleAmerika’ya doğru bir adım atmıştır.[16]Esasında bu adımın hızla atılmasının arkasında yatmakta olan gerekçe iseTürkiye’nin, Truman Doktrini ve Marshall Planı kapsamında ABD tarafındansağlanan maddi ve materyal desteklerden yararlanmış olmasıdır. Ayrıca buyıllarda  NATO’ya üye olma konusundabaşarısız girişimlerde bulunmuştur . Türkiye bu dönemde Arap ülkelerinin karşıçıktığı “Filistin Uzlaştırma Komisyonu”nunkurulmasını öngören 1948 yıl ve 194 sayılı BM Genel Kurulu kararına olumlu oyvermiştir. Yine 1948 yılında Türkiye, bir Amerikan vatandaşının Fener RumPatriği olmasını sağlamış ve 1949 yılında gerçekleştirilen Asya DevletleriKongresi’ne katılmamıştır. Türkiye tarafından alınan bu kararlar Türk dış politikasınınstratejik olarak Batı ittifakı ve kurumlarına yaklaşmaya yönelik tercihinigöstermesi açısından önemlidir.[17]

1950seçimi sonrasında iktidara gelen Mendereshükûmetinin dış politika anlayışı ise bir bakıma Sovyet tehdidinden sonraoluşturulan dış politikanın devamı olmuştur. Bu doğrultuda Menderes iktidarınıntemel dış politika anlayışı daha çok Amerika’ya yakın olma hassasiyetitaşımaktadır. ABD politikalarını izlemenin ve bu politikalara destek vermeninTürkiye’nin çıkarına olduğu inancı hâkim olmuştur. Bu doğrultuda oluşturulan veuygulanan dış politika sonucunda, Türkiye uluslararası alanda daha çok ABD ile müttefikolarak görülmeye başlanmıştır. Bu durumun ortaya çıkmasında Türkiye’nin bellibaşlı politikaları etkili olmuştur. Örneğin Türkiye, 1951 yılında Mısır’ınkarşı çıktığı Orta Doğu Komutanlığı Projesini ABD, İngiltere ve Fransa ilebirlikte desteklemiş, 1954 yılından itibaren Cezayir meselesinde Fransa’nınyanında yer almış, 1955 yılında Arap ülkelerini karşısına alarak ABD’nindesteklediği Bağdat Paktı’nın kuruluşuna öncülük etmiş, yine 1955’de ÜçüncüDünya ülkelerinin Bağlantısızlar Hareketi’ni oluşturmak amacıyla bir arayageldiği Bandung Konferansı’nda NATO ve Batı Bloku’nu savunarak tarafsızlığıeleştirmiş, 1956 Süveyş Krizi’nde Cemal Abdül Nasır liderliğindeki Mısır’akarşı İngiltere ve Fransa’nın yanında yer almış, 1957 yılında ABD’lidiplomatları sınır dışı eden Suriye ile savaşın eşiğine gelmiş ve 1958’deABD’nin Lübnan’a asker çıkartması için üslerini kullandırmıştır.[18]Bu süreçte ayrıca Türkiye dış politikasının doğu toplumları özelinde ön plançıkarılan hassasiyetine ilişkin en önemli iddiası, model olmaktı. Fakat buiddiasını İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan iki kutuplu dünyada, özellikleNATO’ya girdikten sonra kaybetmiştir. 1945 sonrasından itibaren, özellikle1960’larda bağımsızlığını kazanma sürecini yaşayan Afrika ülkeleri, Soğuk Savaşiçinde eski sömürgeci Batılı ülkelere mesafeli olmak istememiş “Bağlantısızlık Hareketi” içinde yeralırken, ilk bağımsızlık mücadelesi vermiş devletlerden biri olan Türkiyegiderek daha fazla değişen şartlar sebebiyle Batı’ya yöneldiği gibi, savaşsonrasında yeni bağımsızlığını kazanan ülkelere karşı mesafeli bir tutum sergilemegayretiyle hareket etmiştir. Bu durum ister istemez Türkiye’nin Üçüncü Dünya veİslâm ülkelerinden uzaklaşmasını beraberinde getirmiştir. Böylece Türk dış politikasısadece Batı’yla olan ilişkilerini önceleyen tek taraflı bir hâl almış ve bununsıkıntıları 1960’lı yılların başlarında görülmüştür. Özellikle Küba Füze Krizive Kıbrıs meselesi Türkiye’nin tek taraflı dış politikasının sorunlarını günyüzüne çıkarmıştır.[19] Fakatilk askeri müdahalenin de gölgesinde Türkiye, bu tutumunu 1960’ların ortasındadeğiştirmek zorunda kalmış ve ilk kez 1965 yılında bir Afrika açılımından sözedebilmiştir. 1965 yılında kabul edilen BM Genel Kurul kararından önceTürkiye’nin görüşlerini duyurmak ve bu görüşlere destek sağlamak amacıylaAfrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerine siyaset adamları, diplomatlar,akademisyenler ve gazetecilerden oluşan yedi iyi niyet heyeti göndermiştir.Yedi heyetten üçü Afrika ülkelerini ziyaret etmiştir. Birinci heyet Cezayir,Fas, Moritanya, Liberya, Gana, Nijerya, Sierra Leone ve Senegal’e; ikinci heyetKamerun, Gabon, Kongo, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Çad’a; üçüncü heyet iseHabeşistan, Kenya, Somali, Burundi, Ruanda, Tanzanya, Malavi, Madagaskar,Sudan, Libya ve Tunus’a gitmiştir. Dönemin Dışişleri Bakanı Hasan Esat IşıkBakanlığı’nın bütçe görüşmeleri sırasında Cumhuriyet Senatosu’nda yaptığıkonuşmada duruma ilişkin şu ifadelere yer vermiştir:

ÜçüncüDünya’nın muhtelif memleketlerine müteveccihen yola çıkardığımız yedi iyi niyetheyetinden üçünün Afrika’ya gittiğini ve aralarında yapılan bölge taksimineticesinde temas etmedikleri Afrika memleketi kalmamasına itina edildiğinitebarüz ettirmek isterim. İyi niyet heyetlerinin vazifesi yalnız Kıbrısmevzuuna münhasır kalmamakta, bu heyetlerin faaliyetleri Afrika’nın gençülkeleriyle aramızda teessüsüne çalıştığımız samimi ve yakın münasebetlere yenibir hız vermek gibi müspet bir tesir de icra eylemektir. İyi niyetheyetlerinden beklediğimiz bu yapıcı faaliyetlerin Asya ve Latin Amerikamemleketleriyle idame ede geldiğimiz iyi münasebetlere de aynı istikamettetesir eyleyeceğini ümit ve temenni ediyoruz. Keza bu iki kıtada da Afrika’daolduğu gibi mevcut temsilciliklerimizin tavzif edildikleri memleket sayısınıarttırmak suretiyle mümkün olduğu kadar çok ülkede temsil edilmek için gayretsarf ediyoruz.[20]

 Bu dönem ABD ile yaşanan sorunlar sadece dış politikkararlarla alakalı olmamıştır. Türkiye’de bulunan ABD askerleri ve üsleri de,Türkiye ile ABD arasında önemli problemlere neden olmuştur. ABD askerlerinin üslerden aldığı gümrüksüz mallarıbelirli kârlarla Türk vatandaşlarına satmaları kaçak bir piyasa oluşmasına yolaçmıştır. Ülke içerisinde ABD karşıtı eğilimlerin artması, ülkedeki Amerikanaskerlerine karşı bir tepkiye dönüşmüştür. Ayrıca, bu dönemde, ABD’nin veNATO’nun Türkiye ile olan ilişkileri Türkiye içinde yükselen sol hareket tarafındaneleştirilmeye başlanmış, bu da kamuoyundaki tepkileri arttırmıştır. SüleymanDemirel kamuoyunda var olan bu tepkileri azaltmak ve bir anlamda ülkede bulunanABD askerlerinin statülerini düzeltmek içinAmerikalı yetkililerle görüşmeye başlamıştır. Bu doğrultuda;  27 Ekim 1965 tarihinde kurulan Demirel hükûmetiprogramı şu ifadeleri içermektedir:

OrtaDoğu’daki ve Magrip’teki kardeş Arap ve Müslüman memleketleri ile her türlüşüphe ve tereddütten uzak, hakiki ve yakın bir dostluk kurmak ve çeşitlisahalarda verimli bir işbirliğini gerçekleştirmek başlıca amaçlarımızdanolacaktır... Hükûmetimiz bütün Asya- Afrika memleketleri ile de münasebetlerinigeliştirmek gayesini güdecektir... Bütün Asya- Afrika memleketleri ileBirleşmiş Milletler Yasası ve Bandung Konferansı prensiplerine sadık olarakdostluk münasebetlerini kuvvetlendirmeye çalışacağız.[21]

1967yılında başlayan resmî görüşmeler, 1969 yılında Ortak Savunma İş BirliğiAnlaşması’nın imzalanmasıyla sonuca ulaşmıştır. Bu dönemde ABD’nin Türkiye’ye yaptığı ekonomikyardımlarda büyük ölçüde bir azalış görülse de, Türkiye’nin SSCB ile yakınlaşabileceği endişesi bu yardımlarınkesilmesinin önüne geçmiştir. Askerî yardımlar ise devam etmekle beraber,Türkiye’nin bu yardımları kara ordusunu güçlendirmesi için kullanması konusundaABD ısrarcı olmuştur. Kanaatimizce bu yönde bir politik açılımının arkasındakiniyet Ankara’nın izlemekte olduğu dış politikanın yetersizliğini anlayarakköklü bir revizyon gereksinimi duyması gerçeği değildir. Daha çok somut bir dışpolitika hassasiyetinden ileri gelmekteydi. 1965 yılı sonunda yapılan BM GenelKurulu’ndaki Kıbrıs oylamasında ne Afrika ülkeleri Bağlantısızlık Hareketi’ninönemli isimlerinden olan Makarios’dan desteklerini çektiler ne de oylamasonrası Türkiye, Afrika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye istekli oldu.1965 sonrası Türk dış politikasının çok yönlülüğe geçişi, Arap ülkeleriylesınırlı kamıştır. Türk dış politikası tarihinde Afrika’ya yönelik tek girişim1960’lı yıllarda daha çok özel ve tek yanlı bir talep üzerinde yoğunlaşmış, buadım olmak üzere kalmıştır. Kıbrıs sorunu gündemden düşünce Afrika ile ilişkileryine asgari düzeyde kaldı. Durum 1980’lere gelindiğinde de, neo-liberalizminegemenliğine giren dünyada özellikle Doğu Bloku’nun zayıflayıp ortadankalkmasından sonra Afrika da giderek unutulan kıtaya dönüşmüştür. Bu başarısızAfrika açılımından sonra kıtanın Türk dış politikası gündemine gelmesi ikincikez 1998 yılına rastlamıştır. Soğuk Savaş’ın sona ermesi her ülke gibiTürkiye’yi de dış politikasını yeniden gözden geçirmek zorunda bırakmıştır.Ancak Türkiye iç siyasetteki dinamiklerin neticesi dış politika sorunlarınedeniyle yeni uluslararası sisteme göre dış politika belirlemesini ancak1990’ların sonunda gerçekleştirebilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri,Soğuk Savaş mantığıyla yürütüle gelinen dış politika kalıplarından kurtulma,hem amaç hem araç bakımından dış politikasının ciddi bir revizyona tabitutulması gerekliliğini hissetmiştir. Bu açık olarak ifade edilmese de küçükadımlar atılmaya başlamıştır. Mesut Yılmaz,başbakanlığında 55’inci hükûmet (30 Haziran 1997- 11 Ocak 1999) takip edeceğiprogramında, hükûmetin dış politikada öncelikle, Türkiye’yi bölgede güçlü birkonuma oturtmayı amaçladıklarını özetle şu ifadeleri ile ilan etmiştir:

Türkiye, Balkanlar’dan Kafkasya ve Orta Asya’ya, Karadenizve Akdeniz’den Orta Doğu’ya kadar birçok bölge ve kültürün buluşmanoktasındadır. Türkiye, bu konumunun gerektirdiği dış politikayı uygulayarak,bölgesel dayanışma ve işbirliğine öncülük edecektir. Amerika BirleşikDevletleri, Avrupa ülkeleri, Rusya Federasyonu, Akdeniz ülkeleri ve Asya- Pasifikbölgesindeki ülkelerle olan ilişkilerimizi, dostluk veya ittifak bağlarımızçerçevesinde, karşılıklı çıkarlarımızı gözeten bir anlayışla yürüteceğiz.Ayrıca, tarihsel ve kültürel yakın bağlarımız bulunan Balkan, Kafkas, Afrika,Orta Doğu ülkeleri ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleriyle ilişkilerimizi çok yönlüolarak geliştirmek için yoğun çaba gösterilecektir.[22]

İfadelerden de anlaşılacağı üzere; Başbakan MesutYılmaz, 2000’li yılların eşiğinde dünyanın yeniden yapılanma sürecindeözellikle Avrupa ile bütünleşme çabalarının devamı için gerekli çalışmalarınyapılacağı üzerinde durmaktadır.[23] Bu ifadelerdiğer taraftan Afrika kıtasının yeniden hatırlandığının işaretidir. Afrika’ya Açılım Eylem Planı başlatılmıştır.Bu plan, Sahra Altı Güney Afrika adıverilen, yani Kuzey Afrika ülkeleri dışındaki 48 Afrika ülkesiyleilişkileri güçlendirmeyi hedefleyen uzun vadeli bir çalışma planıydı. Buyönelim Dışişleri Bakanlığının geçmişten ders aldığını da  açıkça göstermektedir. Yeni Afrikapolitikasının uzun vadeli planlanması öngörülmüştür. Bu çerçevede de önceliğinekonomik ve kültürel ilişkilere verilmesi, ancak bu ilişkilerin gelişmesiylesiyasal ilişkilerin sağlam temellere oturabileceği düşünülmüştür. Bu karar, Türkdış politikasının geleneksel anlayışında önemli bir kırılmaya işaretetmektedir. 1998’de başlatılan Afrika’ya Açılım Eylem Planı, Türkiye’nin 1999ve sonrasında yaşadığı can alıcı sorunlar nedeniyle istenilen hızda ilerlemekaydedememiştir.

Adaletve Kalkınma Partisi Hükûmeti’nin 2002 yılında iktidara gelmesi ile birlikteTürk dış politikası Türkiye- Afrika politikası konusunda açık bir değişimsüreci yaşamış ve bu yönde hız kazanmıştır. 2002 Seçim Bildirgesi ve hükûmetprogramı, AKP’nin dış politika anlayışında ciddi değişikliğe gittiğininişaretlerini vermektedir. Soğuk Savaş sonrası dönemin uygun kıldığı çokalternatifli bir dış politika öngören AKP, askerî ittifakların ve blokların,uluslararası ilişkilerin belirleyici unsuru olma niteliğini önemli ölçüdeyitirdiği bu yeni konjonktürde Türkiye’nin güç merkezleri ile ilişkilerinialternatifli, esnek ve çok eksenli olarak yeniden düzenlemesi ve oluşturmasıgerektiğinin altını çizmektedir. Değişen bölgesel ve küresel gerçeklerkarşısında dış politika önceliklerinin yeniden tanımlanması ve bugerçekliklerle ulusal çıkar arasında yeni bir denge kurulması gerektiğininaltını çizen AKP daha katılımcı bir dış politika oluşturma sürecini deöngörmektedir.[24]2002 seçim ve hükümet programında Afrika’dan söz edilmemektedir ama Türkiye’ninetkili bir güç haline getirilmesi hedefi temel anlayışı oluşturması açısındanönemlidir. Afrika-Türkiye ilişkileri açısından 2005 yılı önemlidir; çünkü butarihten itibaren Türkiye’nin küresel etki alanını genişletmek üzere AfrikaAçılım Programı hız kazandı. Bunda BM Güvenlik Konseyi seçimlerinin etkiliolduğunu söyleyebiliriz.

KAYNAKÇA

Arşiv Belgeleri

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), Fon kodu:30. 10, Yer Nu: 231. 558. 9. (27.11.1937)

Süreli Yayınlar

Akşam,Cumhuriyet, Hürriyet, Son Posta, The Times, Ulus, Yeni İstanbul, Zafer.

Resmî Yayınlar

1950-1965 Milletvekili ve 1961, 1964 CumhuriyetSenatosu Üye Seçimleri Sonuçları, DİE Yayınları, Ankara, 1966.

Adaletve Kalkınma Partisi, Kalkınma veDemokratikleşme Programı, TBMM Kütüphanesi: 2002205071, Ankara, 2002.

Ayın Tarihî, (Şubat 1953), Sayı. 231.; (Ağustos1954), Sayı 249.; (Mayıs 1955), Sayı. 258,

Demokratik Sol Parti, Ankara, 1991.

DevletPlanlama Teşkilatı, Sınıraşan Sular Fırat Dicle Havzası veGüneydoğu Anadolu Projesi, Haziran 1997.

DİE, 1950-1965 Milletvekili ve 1961, 1964Cumhuriyet Senatosu Üye Seçimleri Sonuçları, DİE Yayınları, Ankara 1966.

Düstur, 3 Tertip, Cilt 15,18-19, 33, 34, 36.

Hükûmetler, Programlarıve Genel Kurul Görüşmeleri (22 Mayıs 1950-20 Kasım 1961), ( Yay. Haz.: İrfan Neziroğlu-Tuncer Yılmaz), Cilt. 2, TBMM Basımevi,Ankara, 2013.

Milliyetçi ÇalışmaPartisi Programı, Ankara, 1986.

Milliyetçi ÇalışmaPartisi Programı, Ankara, 1988.

Milliyetçi HareketPartisi Programı, Ankara, 1993.

Milliyetçi HareketPartisi Programı, Ankara, 2000.

Saadet Partisi Seçim Beyannamesi 3 Kasım 2002, Ankara 2002.

T.C. Resmi Gazete, Temmuz 1991, Sayı. 20921; Temmuz 1991, Sayı. 21068.; Temmuz 1991, Sayı.21629.; Temmuz 1991, Sayı. 20921.

TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 8, Cilt23, (23 Ocak 1950); Devre: 10, Cilt 8, (1 Kasım 1955).; Devre:10, Cilt 15, (28 Aralık 1956).; Devre:11, Cilt 8, (4 Mart 1959).; Devre:11, Cilt 4, (16 Haziran 1958).

TBMM, Hükûmetler,Programları ve Genel Kurul Görüşmeleri, (Hazırlayanlar: İrfan Neziroğlu,Tuncer Yılmaz), Cilt 7 (12 Kasım 1979-9 Kasım 1989), TBMM Başkanlığı Yayınları,Ankara 2013.

TBMM, Hükûmetler,Programları ve Genel Kurul Görüşmeleri, (Hazırlayanlar: İrfan Neziroğlu,Tuncer Yılmaz), Cilt 8 (9 Kasım 1989-9 Kasım 1995), TBMM Başkanlığı Yayınları,Ankara 2013.

TBMM, Hükûmetler,Programları ve Genel Kurul Görüşmeleri, (Hazırlayanlar: İrfan Neziroğlu,Tuncer Yılmaz), Cilt 9 (30 Ekim 1995-11 Ocak 1999), TBMM Başkanlığı Yayınları,Ankara 2013.

TBMM, Hükûmetler,Programları ve Genel Kurul Görüşmeleri, (Hazırlayanlar: İrfan Neziroğlu,Tuncer Yılmaz), Cilt 10 (11 Ocak 1999-), TBMM Başkanlığı Yayınları, Ankara2013.

TÜİK, MilletvekiliGenel Seçimleri (1923-2011), Ankara, 2012.

 

Kitap ve Makaleler

“6-7Eylül’e Tanıklıklar”, Toplumsal Tarih,Sayı 141, (Eylül 2005), ss. 52-63 

“Ulusuve İslam Konferansı İyi Niyet Komitesi Üyeleri Bugün Bağdat’a Gidiyor”, Cumhuriyet,07 Mart 1982.

Adamson,Fiona B., “Democratization and the Domestic Sources of Foreign Policy: Turkeyin the 1974 CyprusCrisis”, PoliticalScience Quarterly, Vol. 116, No. 2 (Summer, 2001), ss. 277-303.

Ahmad,Feroz, Demokrasi Sürecinde Türkiye(1945-1980), İstanbul 1996.

Akarslan,Mediha, “1962 Küba Ekim Füzeleri Bunalımı ve Türkiye”, Silahlı KuvvetlerDergisi, Cilt: 114, No. 344, (Nisan 1995), ss. 20-24.

Akkurt,Aydın, Türk Mukavemet Teşkilatı:1957-1958 Mücadelesi, İstanbul 1999.

Akşin, Sina , “DemokratPartinin Kurulması”, Tarih ve Toplum, C.9, S.53, İstanbul: İletişim Yayınları, 1988, ss.269-271.

Aktaş,Melih, 1950-1960 Demokrat Parti DönemiTürk-Sovyet İlişkilerinde Amerikan Faktörü, Şema Yayınları, İstanbul, 2006.

Alpkaya, Gökçen, “Türkiye Cumhuriyeti,  İslam Konferansı Örgütü ve Laiklik”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, Cilt46, No:1, 1991, ss. 55-68.

Arı, Tayyar “GeçmiştenGünümüze Türkiye’nin Orta Doğu Politikasının Analizi ve İlişkileri BelirleyenDinamikler”, 21.Yüzyılda Türk Dış Politikası, (Ed. İdris Bal), Nobel Yayın Dağıtım, Ankara 2004, ss. 667-700.

Armaoğlu,Fahir, 20. Yüzyıl Siyasî Tarihî(1914-1995), Alkım Yayınevi, 17. Baskı, İstanbul, 2010.

Aydın,Mustafa, “Determinants of Turkish Foreign Policy: Changing Patterns andConjunctures during the Cold War”, MiddleEastern Studies, Vol. 36, No. 1 (Jan., 2000), ss. 103-139.

Aydın,Mustafa, “Determinants of Turkish Foreign Policy: Historical Framework andTraditional Inputs”, Middle EasternStudies, Vol. 35, No. 4, Seventy-Five Years of the Turkish Republic (Oct.,1999), ss. 152-186.

Bağcı, Hüseyin,“Demokrat Parti’nin Orta Doğu Politikası”, Türk Dış Politikasının Analizi, (der.Faruk Sönmezoğlu), Der Yayınları, İstanbul, 2004, ss. 23-49.

Bağcı, Hüseyin, Demokrat Parti Dönemi DışPolitikası, Ankara, İmge Yayınevi, 1990.

Bakşık, Şeref, “Demokrasi,DP ve İnönü”, Tarih ve Toplum, C.9, S.53, ss. 71-78.

Balcı, Ali “Dış Politika: Yeni Bir KavramsallaştırmaBağlamında Egemenlik Mitinin Analizi,” Uluslararasıİlişkiler, Cilt 7, Sayı 28, Kış 2011, ss. 6-23.

Balcı, Ali, TürkiyeDış Politikası İlkeler, Aktörler, Uygulamalar, Etkileşim Yay., İstanbul 2015.

Barkey, Henry J., “The Silent Victor: Turkey’s Rolein the Gulf War”, (ed.) Efraim Karsh, TheIran-Iraq War: Impact and Implications, Palgrave Macmillan, New York, 1989.

Cooper,Malcolm, “The Legacy of Atatürk: Turkish Political Structures andPolicy-Making”, International Affairs (Royal Institute of International Affairs1944-), Vol. 78, No.1 (Jan., 2002), ss. 115-128.

Criss,N. Bilge, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Dış Politikaları, Doğu Batı Düşünce Dergisi, 2. Baskı, Yıl. 6, Sayı: 21, (Kasım,Aralık, Ocak 2002-03), ss. 149-167. 

Dağlı,Nuran-Belma Aktürk, Hükûmetler veProgramları: 1960-1980, TBMM Kütüphane-Dokümantasyon ve Tercüme Müdürlüğü,Ankara, 1988.

Demiryürek,Mehmet, “Belgeler ve Sözlü Tarih Çalışmaları Işığında Fetihten Günümüze Kıbrıs’ta Türk Varlığı”, Toplumsal Tarih, Cilt 18, Sayı 103,(Temmuz 2002), ss. 46-51.

Deringil,Selim,  Denge Oyunu-İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’nin Dış Politikası-, 2. Baskı, Tarih Vakfı Yurt Yay.,İstanbul, 2001.

Ekinci, Necdet, Türkiye’de Çok Partili DüzeneGeçişte Dış Etkenler, İstanbul, 1997.

Ekincikli, Mustafa, Türk Dış Siyaseti (İnönü-Bayar Dönemleri), Berikan Yay., Ankara,2007.

Eraslan, Cezmi, “Atatürk’ten Sonra Türkiye’nin İçPolitikası”, Türkiye Cumhuriyeti TarihîII, (Ed.Durmuş Yalçın v.d.), AKDTYK, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları,Ankara, 2004, ss. 203-245.

Erhan, Çağrı, “Ortadaki Büyük Oyun BOP-1”, Cumhuriyet, 22 Haziran 2004.

Erhan, Çağrı, “Türkiye-ABD İlişkilerinin MantıksalÇerçevesi”, 21. Yüzyılda Türk DışPolitikası, (Ed. İdris Bal), 3. Baskı, Ankara Global Araştırmaları MerkeziYay., Ankara 2006, ss. 139-150.

Erhan, Çağrı, “ABD’nin Latin Amerika’ya BakışınıŞekillendiren Ögeler”, (ed. Ozan Zengin), Latin Amerika Çalıştayı BildirilerKitabı, TC Başbakanlık Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) veAnkara Üniversitesi Latin Amerika Çalışmaları Araştırma Merkezi Ortak Yay.,Ankara 2013, ss. 51-76.

Erkin, Feridun Cemal, Dışişlerinde 34 Yıl, C. II., K. I., Ankara, 1986.

Eroğlu, Hamza, “Türkiye Amerika Birleşik Devletleriİkili İşbirliği Anlaşması”, MilletlerarasıMünasebetler Türk Yıllığı, 1960, s. 23-64.

Ferenc, A. Vali, “Bridge Across the Bosporus”, The Foreign Policy of Turkey, JohnHopkins Press, Baltimore 1971, s. 115-125.

Feuer, Guy, ÇağdaşOrta Doğu Araştırma Kılavuzu, (Çev: Davut Dursun), İşaret Yayınları,İstanbul, 1990.

Fırat,Melek M., 1960-1971 Arası Türk DışPolitikası ve Kıbrıs Sorunu, SiyasalKitabevi, Ankara, 1997.

Gönlübol, Mehmet vd., Olaylarla Türk Dış Politikası (1919-1973), Sevinç Matbaası,Genişletilmiş Üçüncü Baskı, Ankara, 1974.

Gönlübol, Mehmet-Ömer Kürkçüoğlu, “1965-1973 DönemiTürk Dış Politikası”, Olaylarla Türk DışPolitikası, Ankara, Siyasal Kitabevi, 1996.

Gönlübol, Mehmet-Ömer Kürkçüoğlu, “1973-1983 DönemiTürk Dış Politikası”, (ed.) Mehmet Gönlübol, Olaylarla Türk Dış Politikası, Ankara, Siyasal Kitabevi, 9. bs.,1996.

Gürün,Kâmuran, Dış İlişkiler ve TürkPolitikası, (1939’dan Günümüze Kadar), Ankara 1983.

Karpat,Kemal H., “The Turkish Elections of 1957”, TheWestern Political Qartetly, Vol. 14, No. 2 (Jun., 1961), ss. 436-459.

Kekevi,Serkan, Batının Çöküşü ve Türk DışPolitikası, IQ Kültür Sanat Yay., İstanbul, 2004.

Kılıçoğlu,Gökmen – Yılmaz, Ayhan Nuri, “Latin Amerika’da Türkiye Etkisi: Yumuşak Güç veKamu Diplomasisi Açısından Bölgedeki Siyasi Projeksiyonlar”, DünyaSiyasetinde Latin Amerika, (ed. İsmail Ermağan), Nobel Akademik Yay.,İstanbul, 2017, ss. 456-503.

Kili, Suna, “Kemalism in Contemporary Turkey”, InternationalPolitical Science Review, Vol. 1, No. 3, (1980), ss. 381-404.

Kirişçi,Kemal, “Huzur mu Huzursuzluk mu: Çekiç Güç ve Türk Dış Politikası (1991-1993)”, Der. Faruk Sönmezoğlu, Türk Dış Politikasının Analizi, DerYayınları, İstanbul, 1998, ss. 311-328.

Koç,Nurgün-Koç, Bedriye, “Affects of Marshall Plan on Turkish Economy”, SociologyStudy, February 2017, Vol. 7, No. 2, ss. 83‐121.

Kurtbağ,Ömer – Kekevi, Serkan, “1980’li Yıllarda Türk Dış Politikası”, Türk Dış Politikası (1830-1989),(Editörler: Serkan Kekevi-Yunus Emre Tekinsoy-İsmet Türkmen), Berikan Yay.,Ankara 2017, ss. 657-743.

Kürkçüoğlu,Ömer, “Dış Politika Nedir? Türkiye’deki Dünü ve Bugünü”, AÜSBFD, Cilt XXXV, Sayı 1-4 (1980), ss. 305-340.

Mamdani,Mahmood, “Good Muslim, Bad Muslim: A Political Perspective on Culture andTerrorism”, American Anthropologist, Vol. 104, No, 3, September 2002,ss.23-45.

Neack,Laura, The New Foreign Policy: Power Seeking in a Globalized Era, 2.Baskı, Rowman&Littlefield Publishers, Lanham, 2008.

Olgun,Kenan, “Türkiye’de Cumhuriyet’in İlanından 1950’ye Genel Seçim Uygulamaları”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, C.XXVII, S.79, Mart 2011, ss.56-75.

Oran,Baskın, “1960-1980 Göreli Özerklik-Uluslararası Ortam ve Dinamikler”, Türk Dış Politikası: Kurtuluş SavaşındanBugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt I: 1919-1980, Ed: Baskın Oran,İstanbul, İletişim Yayıncılık, 5. bs., 2002, ss.89-101.

Oran,Baskın, “TDP’nin Temel İlkeleri”, TürkDış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt I, İletişim Yay., İstanbul, 2009, ss.23-56.

Özer, İsmail, “İsmet İnönü Dönemi Türk DışPolitikası (1939-1950)”, Türk DışPolitikası (1830-1989), Berikan Yay., Ankara, 2017, ss. 469-518.

Pamukçu,Konuralp, “Su Sorunu Çerçevesinde Türkiye Suriye ve Irak İlişkileri”, (ed.) Faruk Sönmezoğlu, TürkDış Politikasının Analizi, Der Yayınları, İstanbul, 2004, ss.34-43.

Sander,Oral, Siyasi Tarih 1918-1994,İstanbul 2003.

Shaw,Stanford J., Ezel Kural Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye,(Çev:Mehmet Harmancı), C.II, E Yay, İstanbul 1983.

Soysal,İsmail, “1937 Sadabat Paktı”, X. TürkTarih Kongresi, Ankara, 1994,ss. 876-901.

Soysal,İsmail, “İki Dünya Savaşı Arasında Avrupa’da Kuvvet Dengeleri ve BarışçıTürkiye”, Çağdaş Türk Diplomasisi: 200Yıllık Süreç Sempozyumu (Ankara, 15-17 Ekim 1997), Ankara 1999, ss.56-97.

Sönmezoğlu, Faruk, İki Savaş Sırası ve Arasında Türk Dış Politikası 1914-1945, DerYay., İstanbul, 2015.

Sönmezoğlu,Faruk, İkinci Dünya Savaşından GünümüzeTürk Dış Politikası, İstanbul, Der Yayınları, 2006.

Şahin, Ozan, “1960’lı Yıllarda Türk Dış Politikası”,Türk Dış Politikası (1830-1989),Berikan Yay., Ankara, 2017, ss. 587-618.

Şahin, Sevil “1970’lı Yıllarda Türk Dış Politikası”,Türk Dış Politikası (1830-1989),Berikan Yay., Ankara, 2017, s.619-656.

Şener,Bülent, Türk Dış Politikasında GüçKullanma Seçeneği (1923-2010) –Teorik, Tarihsel ve Hukuksal Bir Analiz,Barış Kitabevi., Ankara 2013.

Tachau,Frank - Good, Mary Jo D., “The Anatomy of Political and Social Change: TurkishParties, Parliaments, and Elections”, ComparativePolititics, Vol. 5, No. 4 (Jul., 1973), ss. 551-573.

Taeuber,Irene B. “Cyprus: The Demography of a Strategic Island”, Population Index, Vol. 21, No. 1 (Jan., 1955), ss. 4-20.

Tuncer, Hüner, Özal’ınDış Politikası (1983–1989), Kaynak Yayınları, İstanbul, 2015.

Turan, Ömer, TarihînBaşladığı Nokta Orta Doğu, Step Ajans, İstanbul 2002.

Türkmen, İlter TürkiyeCumhuriyeti’nin Orta Doğu Politikası, s.15.http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-22-20140717111.pdf,(05.10.2017,çevrimiçi).

Türkmen, İsmet, “1950’li Yıllarda Türk DışPolitikası”, Türk Dış Politikası(1830-1989), Berikan Yay., Ankara, 2017, ss. 519-588.

Türkmen, İsmet, “Atatürk ve Türkiye’nin BalkanAntantı Üyeliği”, XIV Yüzyıldan GünümüzeBalkanlar ve Balkan Tarihî (On Dördüncü Askerî Tarih Kongresi Bildirileri-II),(03-07 Aralık 2012), Genelkurmay Basımevi, Ankara 2014, ss. 715-743.

Uzman, Nasrullah, “İktidardan Muhalefete M. FuadKöprülü’nün Siyasi Mücadelesi (1956-1966), GaziAkademik Bakış, Cilt 7, Sayı 13, (Kış 2013), s. 185-208.

Ünal,Tahsin, Türk Siyasî Tarihî (1700-1958),4.Baskı, Emel Yay., Ankara, 1977.

Weisband,Edward, İkinci Dünya Savaşı’nda İnönü’nünDış Politikası II, (çev. M. Ali Kayabal), Çağdaş Yay., İstanbul, 2000.

Yalçın,E. Semih Yalçın, Atatürk’ün Millî DışSiyaseti, Berikan Yay., Ankara, 2010.

Yalçın,E. Semih, “Şark Meselesi’nden Büyük Orta Doğu Projesi’ne”, 2023 Dergisi, Sayı 51, (Temmuz 2005), ss. 52-63.

Yılmaz, Mehmet Serhat, “İngiliz Büyükelçiliği YıllıkRaporlarında Türkiye’deki İç Politik Gelişmeler ve Türk Ekonomisi (1946-1949), KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Dergisi,Cilt X, Sayı. 2, (Güz 2008), ss. 73-95.

Yılmaz, Mehmet Serhat, “İngiliz Büyükelçiliği YıllıkRaporlarında Türkiye’nin Dış İlişkileri (1946-1949), KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Dergisi, Cilt X, Sayı. 1,(Bahar 2008), ss. 65-87.

TAVSİYE EDİLEN İLERİ OKUMA KAYNAKLARI

· Aktaş, Melih, 1950-1960 Demokrat Parti Dönemi Türk-Sovyetİlişkilerinde Amerikan Faktörü, İstanbul, 2006.

· Armaoğlu,Fahir, 20. Yüzyıl Siyasî Tarihî(1914-1995), Alkım Yayınevi, 17. Baskı, İstanbul, 2010.

·Bağcı, Hüseyin, Türk Dış Politikasında 1950’li Yıllar,ODTÜ yay., Ankara, 2014.

· Fırat,Melek-Ömer Kürkçüoğlu, “Orta Doğu’yla İlişkiler”, Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler,Yorumlar, Editör: Baskın Oran, Cilt I: 1919-1980, 10. bs., İstanbul,İletişim Yayınları, 2004.

· Kekevi,Serkan, Batının Çöküşü ve Türk DışPolitikası, IQ Kültür Sanat Yay., İstanbul, 2004.

· Oran, Baskın,“TDP’nin Temel İlkeleri”, Türk DışPolitikası, Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, Cilt I, İletişim Yay., İstanbul, 2009.

·Türk Dış Politikası (1830-1989), (Editörler: SerkanKekevi-Yunus Emre Tekinsoy-İsmet Türkmen), Berikan Yay., Ankara, 2017.

 

 



[1]E. Semih Yalçın, Atatürk’ün Millî DışSiyaseti, Berikan Yay., Ankara 2010, s. 7.

[2]Devletlerin ortak iradelerinden doğan farklı nitelikli yapılanmalarınfaaliyetleri, milli devlet politikalarında homojenleşme yönündeki hareketleriteşvik ederek, yol göstererek veya baskı yoluyla sosyal ve iktisadi alandahâkim eğilimleri belirleyici rol oynayabilmektedir, Bkz., RamazanGözen, “Dış Politika Nedir?”, 21.Yüzyılda Türk Dış Politikası, Edi. İdris Bal, Ankara Global AraştırmalarıMerkezi Yay., Ankara 2006, s. 3-5.

[3]N. Bilge Criss, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Dış Politikaları”, Doğu Batı Düşünce Dergisi, Yıl: 6, Sayı:21, Kasım- Aralık- Ocak 2002-03, s. 149. 

[4]Küreselleşmenin dış politikaya etkisi hakkında Bkz., Serkan Kekevi, Batının Çöküşü ve Türk Dış Politikası,IQ Kültür Sanat Yay., İstanbul 2004, s. 357-359.

[5]Cenger Özcan, “Türk Dış Politikasında Sosyo-Politik Yapı ve Aktörler”, XXI. Yüzyılda Türk Dış Politikasının Analizi,Derleyenler Faruk Sönmezoğlu- NurcanÖzgür Baklacıoğlu- Özlem Terzi, Der Yay.,İstanbul 2012, s. 6-9.

[6]Abdülkadir Baharçiçek, “Soğuk Savaş’ın Sona Ermesinin Türk Dış PolitikasıÜzerindeki Etkileri”, 21. Yüzyılda TürkDış Politikası, Edi İdris Bal, Ankara Global Araştırmaları Merkezi Yay.,Ankara 2006, s. 58.

[7]Yılmaz Öztuna, Büyük Osmanlı Tarihi,C: II, Ötüken Yayınevi,  İstanbul 1994, s. 34,47.

[8]Gönlübol, Olaylarla Türk Dış Politikası, s. 120-122.

[9]İsmail Soysal, “İki Dünya Savaşı Arasında Avrupa’da Kuvvet Dengeleri ve BarışçıTürkiye”, Çağdaş Türk Diplomasisi: 200Yıllık Süreç Sempozyumu (Ankara, 15- 17 Ekim 1997), Ankara 1999, s. 293.

[10]Selim Deringil, Denge Oyunu, TarihVakfı Yurt Yayınları,  İstanbul 2003, s. 5; Mussolini, İtalya’nın bir denizdevleti olduğunu, halkını beslemek için 29 milyon ton ihtiyaçları bulunduğuhalde, bunun yalnız 6 milyon tonunu üretebildiklerini ve bu nedenle genişlemekzorunda olduklarını da söylemiştir. Hem bu açıklamasına hem de Bizim Denizifadesine gösterilen tepkiler üzerine Mussolini bir açıklama yaparak; bubağlamda Türkiye’yi hiçbir şekilde kastetmediğini, Türkiye’yi bir Avrupa ülkesiolarak gördüğünü söylemiş ve devrimci Türkiye’nin bir hayranı olduğunuaçıklayarak kaygıları yatıştırmak istemiştir. Hatta, Şubat 1935’te Türkiye veYunanistan ile bir ittifak yapma önerisini ortaya atmıştır. Türkiye bunu,İtalya’nın Balkan devletlerini birbirine düşürme oyunu olarak gördüğündenreddetmiştir, Bkz., İlhan Uzgel, “Batı Avrupa’yla İlişkiler”, Türk Dış Politikası, Edi. Baskın Oran,C: I, İletişim Yayınları, İstanbul 2002, s.  292-297.   

[11] Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi (BCA), Fonkodu: 30. 10, Yer Nu: 231. 558. 9. (27.11.1937 tarihli belge)

[12]Oral Sander, “Türk Dış Politikasında Sürekliliğin Nedenleri”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, C:XXXVII, Sayı: 3- 4, 1982, s.105.

[13] Teoman Gül, Türk Siyasal HayatındaRecep Peker, Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı Yayınevi, Ankara 1992, s. 51.  

[14] Nilgün Gürkan, Türkiye’de DemokrasiyeGeçişte Basın (1945- 1950), letişim Yayınları, İstanbul 1998, s. 13; C.H.Dodd, “The Development of Turkish Democracy”, British Journal of Middle EasternStudies, C: XIX, Sayı: 1, 1992, s. 16.

[15] Çetin Yetkin, Türkiye’de Tek PartiYönetimi, Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul 1993, s. 254.

[16] Türkiye’nin özellikle ABD’den mali yardım alabilmek için siyasisistemini reforme ettiğine işaret etmektedir. Fakat bu yönlü bir yaklaşımİspanya ve Portekiz gibi otoriteryen siyasi sisteme sahipülkelerin savaş sonrasında varlıklarını muhafaza ettikleri ve geniş ölçüde ABDyardımı aldıkları basit gerçeğini dikkate almamaktadır. Ayrıca 1946 yılındaTruman’ın Türkiye’ye dair mevcut durumuna dair yaptığı tespitinde, ülkedesiyasi sistemin değiştirilmesinin zamansız olduğunu vurgulamaktadır, bk. CoşkunÜçok, Siyasî Tarih Dersleri,Fakülteler Matbaası, İstanbul 1955, s.  364-365.

[17] Ayrıntılı bilgi için bk. (Nurgün Koç,Bedriye Koç, “Affects of Marshall Plan on Turkish Economy”, Sociology Study,February 2017, Vol. 7, No. 2, ss. 83‐121).

[18]Mehmet Şahin- Buğra Sarı, “1960- 1980 Dönemi Türkiye’nin Üçüncü Dünya ve İslamÜlkeleriyle İlişkileri”, AkademikOrtadoğu, C: XI, Sayı: 2, 2017, s.  24-25.

[19]1962yılında Sovyetler Birliği’nin Küba’ya nükleer başlıklı füze yerleştirmesi ABDtarafından kabul edilemez bulunmasının üzerine dünya nükleer bir savaşıneşiğine gelmiştir. Böyle bir savaşın iki taraf için yıkıcı olacağı sonucunavaran iki süper güç SSCB’nin Küba’ya füze yerleştirmekten vazgeçmesikarşılığında ABD’nin Türkiye’ye yerleştirmiş olduğu Jüpiter füzelerini sökmesitemelinde anlaşmaya varmıştır. Bu anlaşmanın Türkiye açısından sorunlu tarafıABD’nin Jüpiter füzelerini Türkiye’ye hiçbir şekilde danışmadan anlaşma konusuyapması olmuştur. Bu doğrultuda Türkiye’de ABD’nin kendi çıkarları söz konusuolduğunda kendisini Sovyetler Birliği’ne karşı yalnız bırakabileceği endişesidoğmuştur, bk., gös.yer.

[20]Fırat, Türkiye’nin Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerine yönelik attığıadımların Kıbrıs meselesiyle ilgili2077 (XX) sayılı Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararının alınmasındanhemen öncesine denk geldiğini ve bu yüzden adımların Kıbrıs meselesinde buülkelerin desteğini almak amacı taşıdığının açık olduğunu belirtmektedir, bk.,Melek M. Fırat, 1960- 71 Arası Türk DışPolitikası ve Kıbrıs Sorunu, Siyasal Kitabevi, Ankara 1997, s. 147-150.

[21]Nuran Dağlı- Belma Aktürk, Hükümetler veProgramları: 1960-1980, TBMM Kütüphane-Dokümantasyon ve Tercüme Müdürlüğü,Ankara 1988, s. 124.

[22]TBMM, Hükûmetler, Programları…, C:IX,  s. 7581-7582.

[23]“2000’li yılların eşiğinde, dünyada önemlidönüşümler yaşanırken ve Avrupa yeniden yapılanırken, Avrupa kurumlarıylabütünleşme yolundaki girişimlerimizi devam ettireceğiz. Bu çerçevede, hükûmetimizinöncelikli dış politika hedeflerinden birini oluşturan Avrupa Birliği’ne, mümkünolan en yakın zamanda tam üye olmaya yönelik gayretler hızlandırılaraksürdürülecektir. Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizde edindiğimiz bütün kazanımlarkorunup geliştirilecektir.” bk., TBMM, Hükûmetler, Programları…, C: IX,  s. 7582.

[24]Adalet ve Kalkınma Partisi, Kalkınma veDemokratikleşme Programı, Yayın No. 2002205071,TBMM Kütüphanesi, Ankara 2002, s. 105-112.